Konya’nın tarihi Bedesten Çarşısı’nda, 77 yaşındaki Muzaffer Büyüközkan ve 50 yaşındaki oğlu İsmail Büyüközkan, ahşap işçiliğini nesilden nesile aktarıyor. Küçük dükkanlarında, Konya’ya özgü etliekmek fırınlarında kullanılan fırın kürekleri başta olmak üzere, yer sofrası, merdane, oklava, tahta kaşık, çeşitli ahşap oyuncaklar, takunya ve baston gibi ürünler üretiyorlar.
Muzaffer Büyüközkan, “Adam bulmak zor. Çalışanlar uzun süreli çalışamıyor. Oğlumla birlikte işimizi yürütüyoruz. Uzun yıllardır birlikte çalışıyoruz ve ben şimdi onun yardımcısıyım. Şu an işimizi sürdürebiliyoruz,” diyor. Ahşap malzemenin her evde bulunabileceğini belirten Büyüközkan, “Gürgen ağacı bizim fırın malzememiz. Diğer ağaçlarla bu işi yapamıyoruz. Her ürün tek tek işlemeden geçiyor, son olarak sap takılıyor. Günümüzde ihtiyaçlar değişti, biz biraz geri planda kaldık. Eskiden takunya kullanılırken şimdi plastiğe geçildi,” sözleriyle sektördeki değişimi dile getiriyor.
İsmail Büyüközkan ise babasıyla 20 yıldır birlikte çalıştığını belirterek, “Babamın yaptığı işle benimki farklı. Ben fırın küreği yapıyorum, o ise sini ve oklava üretimi yapıyor. Sürekli öğreniyoruz, yeni şeyler görüyoruz. Ancak zaman geçtikçe bazı eksiklikler hissediyoruz. Çocuklarım var ama gelecekte ne olacağını bilemiyorum,” şeklinde konuşuyor.
İsmail Büyüközkan, işinin keyifli olduğunu ve ahşapla ilgili tüm işleri yapmaya çalıştığını ifade ediyor. “Bazı ürünlerin makinede yapılması gerekiyor ama elimden gelen her şeyi ahşap üzerine yapmaya çalışıyorum. Deneyimimle birlikte elimden geldiğince üretim yapıyorum. Geri kalan ürünleri sanayideki arkadaşlarımla iş birliği yaparak üretiyoruz,” diyerek mesleğindeki deneyimini paylaşıyor.
Baba ve oğulun bu tutkulu çalışmaları, geleneksel ahşap işçiliğinin gelecekte de yaşatılacağının bir örneği niteliğinde.